Diyaliz nedir? Diyaliz kimler için gereklidir? Nasıl uygulanır?

Diyaliz nedir?

Böbrekler vücudun en hayati organlarından bir tanesidir. Böbreklerin temel görevi en açık ifadesiyle kanı atık maddelerden temizlemektir. Vücuda besinlerle ve solunum yoluyla alınan atık maddelerin, toksinlerin ve fazla sıvının filtrelenmesini ve vücuttan atılmasını sağlar. Böylece kanı temizler ve sağlıklı kan hücresi oluşumunu destekler. Fakat sağlıksız beslenme, yeterince sıvı tüketmeme, bazı hastalıklar vb. sebeplerle böbreklerde işlev kaybı oluşabilir. Bu durumda vücuttan atılması gereken atıklar vücutta birikir ve dokularda sıvı birikmesi, kanda zehirlenme, kan basıncında artış gibi durumlar ortaya çıkar. Dokularda sıvı birikmesine bağlı olarak vücutta ödem oluşur; kandaki atılması gereken atıklara bağlı olarak deride yara ve deformasyonlar gözlemlenebilir. Vücut içten dışa deformasyona uğrar. Tüm bunların neticesinde de böbrekler iflas edebilir ve böbrek kaybı yaşanabilir. Böbreklerden birinin veya her ikisinin iflas etmesi durumunda hayati risk oluşur. Kişinin hayatını sürdürebilmesi için en az bir böbreğinin işlevini sürdürmesi gereklidir. Böbreklerin işlevini sürdürememesi halinde böbrek nakli veya diyaliz tedavisi gerekmektedir.

Kalıcı böbrek yetmezliği ve böbrek fonksiyonlarının büyük oranda yitirilmesine yol açan son aşama böbrek hastalıkları için diyaliz uygulaması gereklidir. Böbrek nakli gerçekleşene kadar ki süre zarfında ya da böbrek nakline uygun olunmayan hallerde de hasta diyalize girer.

Diyaliz, fonksiyonunu kaybeden böbreklerin görevinin bir makine tarafından gerçekleştirilmesi işlemidir. Diyaliz ile kandaki zararlı atıkların, fazla sıvının ve fazla tuzun atılması ve kanın temizlenmesi sağlanır.

Diyaliz işlemi iki farklı türde uygulanmaktadır: Hemodiyaliz ve Periton diyalizi.

  1. Hemodiyaliz:Diyaliz nedir Diyaliz kimler için gereklidir Nasıl uygulanır

Hemodiyaliz, hastanın diyaliz makinesine bağlanması ile kanın vücut dışı dolaşımı sağlanarak diyalizör yardımı ile filtrelenip tekrar vücuda alınması işlemidir. Bu işlemde kullanılan diyaliz makinesi bir bakıma vücut dışındaki bir böbrek gibi, hastanın vücut öğesi niteliğinde kullanılır. Yani böbreğin işlevlerini gerçekleştirir.

Bu uygulama hastalığın durumuna göre haftada birkaç defaya kadar varan sıklıklarla seanslar halinde yapılmaktadır. Bu seansların sıklığı; hastanın kilo durumuna, böbreklerin faaliyet yeteneğine, kullanılan diyaliz makinesi çeşidine, her diyalizden sonra kanda biriken atık madde miktarına, her diyalizden sonra alınan sıvı miktarına bağlıdır. Bu işlem rutininin başlangıcında doktor tarafından hastaya bir kan damarı üzerinde giriş yolu açılır. Bu sayede diyalize her girişte diyaliz makinesi ve diyalizör aynı bölgeden bağlanır. Hastaya açılan bu vasküler giriş adı verilen kan damarı giriş yolu ile hastanın kanı vücut dışına çıkar, vücut için gerekli olan minerallerin korunması suretiyle kan arındırılır ve vücuda geri verilir.

Vasküler giriş ise hastalığın durumuna göre geçici veya kalıcı olarak iki türde açılabilir. Kalıcı vasküler girişte plastik yumuşak bir tüp vasıtasıyla arter damara bağlanarak birleştirilir ve daha geniş bir kan damarı bölgesi elde edilir.

Hemodiyaliz özellikle son aşama böbrek hastalığında en çok kullanılan tedavi yöntemidir.

  1. Periton diyalizi:Diyaliz nedir Diyaliz kimler için gereklidir Nasıl uygulanır

Bu diyaliz tedavisinde ise hastanın karın boşluğu bölgesine küçük bir cerrahi müdahale ile kateter adı verilen bir tüp yerleştirilir. Bu tüpün bir kısmı vücudun içine tutucular ve çevresindeki doku oluşumu sayesinde tutundurulurken, bir kısmı da vücut dışında bulunur. Bu bölgede yeterli iyileşme gerçekleştikten sonra, iki litre kadar diyaliz sıvısı kateter tüpü vasıtasıyla karın boşluğu bölgesine doldurularak periton zarının bir bölümünün filtre görevi görmesi desteklenir ve kanın vücut içinde filtrelenmesi sağlanır. Kateter tüpü de işte bu diyaliz sıvısının vücuda verilmesi ve belli bir süre sonunda vücuttan boşaltılması amaçlı olarak kullanılır.

Görüldüğü üzere peritoneal diyaliz üç aşamalı bir uygulamadır. Bu aşamalar; sıvıyı vücuda 30-40 dakikalık bir sürede doldurma işlemi, kandaki atıkların periton zarından filtrelenmesi ve sıvı içinde birikmesi sürecinde 4-6 saat kadar bekleme, atık maddelerin toplandığı sıvının vücuttan boşaltılması için yine 30-40 dakika süren bir boşaltım işlemlerinden oluşur. Ve günde 4 kereye kadar uygulama ihtiyacı duyulur.

Hasta olan bir çocuk ise, genellikle periton diyalizi yöntemi uygulanmaktadır.

Peritoneal diyalizi klinik uygulama gerektirmediği için hastanın günlük faaliyetlerine belirli ölçülerde devam etmesini mümkün kılmaktadır.

Periton diyalizinin de kendi içinde, doldurma ve boşaltım uygulamaları farklı olan iki türü vardır. Bunlar; sürekli ambulatuvar peritoneal diyalizi ve sürekli döngüleyici destekli peritoneal diyaliz’dir.

Sürekli ambulatuvar peritoneal diyalizi’nde; hastaya günde 4-5 kere kateterden sıvı doldurulur ve bundan sonraki 4-6 saatlik bekleme süresi boyunca hasta günlük yaşantısına devam eder ve uyuyabilir.

Sürekli döngüleyici destekli peritoneal diyaliz’de ise; genelllikle hastanın uyuduğu saatlerde döngüleyici adı verilen bir makine yardımıyla sıvısının doldurma ve boşaltım işlemi gerçekleşir.

Diyaliz süreci ile ilgili genel bilgiler:

  • Diyaliz süreci ağrı veya acı verici bir süreç değildir.
  • İlk seanslarda vücudun uygulamaya alışma sürecinde bazı hastalarda tansiyon düşüklüğü ve buna bağlı; bulantı, kusma, baş dönmesi, göz kararması, baş ağrısı, kas ağrısı gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Daha sonraki seanslarda ise vücudun sürece uyum sağlaması ile bu şikayetler ortadan kalkacaktır.
  • Bu süreç hastanın yorgun hissetmesine neden olabilir.
  • Bu süreç kişinin sinirsel bozukluk yaşamasına neden olabilir.
  • Diyalizin etkisiyle ruhsal sorunlar yaşamanız halinde doktorunuzu bu hususta bilgilendirmenizde yarar vardır.
  • Diyalize dair sorunlarınızı mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.
  • Diyalizi, doktorunuz tarafından uygun görülmedikçe herhangi bir sebeple terk etmemelisiniz.

Bir önceki yazımız olan Soğuk algınlığı belirtileri, tedavisi, korunma yolları başlıklı makalemizde rhinovirüs, soğuk algınlığı ve soğuk algınlığı belirtileri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir